27/6/2009 ·
DAVRANIŞ ŞEKLİ
ABD'nin önde gelen iş bulma kuruluşlarından CareerBuilder'ın araştırmasına göre, iş görüşmesine girenlerin en sık yaptıkları hata, hazırlıksız gelinen mülakat ve iş başvurusu yapılan iş ve şirketin niteliği hakkında bilgisizlik.
Patronların şikayet ettiği bir başka hata da, mülakatçıların randevuya geç gelmeleri ve cep telefonlarıyla konuşarak sık sık görüşmeyi bölmeleri.
Adayların arasında çocuklarıyla iş görüşmesine gelen ya da kendisiyle görüşen müdüre karnının acıktığı için çabuk olmasını söyleyen veya bir sandviç çıkarıp yemeye başlayanlara da rastlanıyor.
Mülakatta davranış biçimine çok önem veren işverenler, tırnaklarını yiyen veya çok kahve içmiş gibi sinirli duran adaylara dayanamadıklarını belirtiyor.
Kendini beğenmiş ya da şirketin işe almakla büyük kazanç sağlayacağı havasında olan adaylar da özellikle antipati topluyor. İşverenlerin coşkusuz adaylardan da hoşlanmadıkları belirlendi.
İş görüşmesine giren birçok müdür, adayların konuşma için hiç enerji harcamamasından ve ilgi göstermemesinden yakınıyor.
KILIK-KIYAFET
İş görüşmesine uygunsuz kıyafet ve makyajla gelmek de iş başvurusu yapanların bir diğer hatası. İş görüşmesine katılan müdürler, acayip görünüşlü, dövmeli, yüzünde piercing bulunan, parlak boyalı saçlar ile vücut temizliğine önem vermeyen adaylardan şikayet ederken, iş görüşmesine ayakkabısız, kirli tırnaklar, jeans ve tişörtle gelen, kalçasını açıkta bırakan yırtmaçlı etek giyen, mülakat boyunca siyah güneş gözlüğüyle oturan, hatta sarhoş mülakat yapan adaylar geldiğini söylüyorlar.
Araştırma sonuçlarına göre, iş görüşmelerine giren müdürlerin şikayet ettikleri bir diğer konu da, yalan ve samimiyetsizlik. Başarılarını abartan ve bilgi düzeyleri konusunda yanıltıcı bilgi veren adaylar baştan kaybediyor.
CareerBuilder'ın araştırmasına göre, iş başvuru formunda hiç tutuklanmadığını belirten bir adayın görüşmeye girdiği ofisten bir şeyler çaldığı da belirtiliyor.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
19/3/2009 ·
korkak
karanlık, korkutur beni sessizse
bir ses duyarım bazen, kulak veririm korkarak
arkama dönemem, kaçmak gelir içimden
ben bir korkağım, korkarım heryer sensizse.
yolcu
yol; uzun, ıssız ve taşlı
gidense yalnız, sefil ve ağır başlı
yolcu dur biraz, kamerde senle gelsin
dinlen nefes al, zaman seni beklesin...
nerdeyim?
düşümüyorum da ben nerdeyim ?
kalbinin içinde küçük bi yerdeyim.
cezam: sende tutuklu kalmak,
müebbetim sende, pişman olmaksızın...
Yorum (yok)
Yorum yaz!
21/2/2009 ·
krizin başlangıç noktası reel sektöre değilde mali piyasalara yüklenmekle yani üretimle değilde paradan para kazanma yolunuı seçmekle başladı. iş imkanlarının azalması bu durumun en bariz sonuçlarından. şimdi asıl sorumuza gelelim neden ABD den daha az krizden etkilendik? kısa ca cevap vermek gerekirse: ülkemizde kayıt dışı ekonominin fazla olması ne kadar görünürde olumsuz bi durum gibi gözüksede bu krizde bizim kurtarıcımız oldu. ABD şirketlerini okyanusta yüzen büyük gemiler varsayalım, bizdeki kayıt dışı işletmeleride o okyanustaki küçük tekneler olarak kabul edelim. bu krizide okyanusta meydana gelen büyük bir fırtına olarak kabul edelim. oluşan bu fırtına o büyük gemilerin tam ortalarına isabet etti, küçük tekneler ise o fırtınayla kıyıya zorda olsa ulaşmayı başardı. yani işletmelerin şu an en büyük sıkıntıları maliyetlerin finanse edilmesinde zorluklar yaşanması. her ne kadar körfez ülkelerinden ABDye fon akışı sağlansada boşalan denize bardakla su dökmekten ileriye gitmemekte. bizdeki işletmelerin fon sıkıntıları cansuyu kredileri gibi koskep in yardımlarıyla durumları iyileştirilebilmekte. m. öztürk (iktisat 4)
Yorum (2)
Yorum yaz!
21/11/2008 ·
küreselleşme; 1800 lü yıllarınsonunda başlayan ve 2. dünya savaşından sonra dahada hızlanan sscb nin yıkılmasıyla gücüne güç katan bi süreç. Devletler arasındaki çıkar ilşkileri sınırları aşıp dünyayı küçücük bir köy haline getirdi.Bunu sağlayan faktörler arasında iletişim araçlarının rolü maksimum seviyede diyebiliriz.Devletlerin kar maksimizasyanu amaçları, serbest bölge ticaretlerini oluşturmalarına ve dolayısıyle ticarette taşıma maliyetlerinin minimize etmelerini sağladı.Ancak devletlerin ekonomik çıkarlarının önemli olduğu ölçüde önemli olan bişey daha var, güvenlik ihtiyacı. Bu ihtiyaç devletlerin bu küreselleşme sürecinde bölgeselleşmelerine de neden oldu. Aynı amaç doğrultusunda, ekonomik çıkarları olan devletler bir araya gelmeye başladı. Bu birleşmede sınırların yakınlığıda önemli rol oynadı. Şimdi küçük bir köy dediğimiz dünya acaba mahallelere mi ayrılıyor? cevabı diğer yazımda bizi izlemeye devam edin...
Yorum (1)
Yorum yaz!
6/10/2008 ·
dünya ekonomik konjöktürü maalesef sıkı bi bunalım içerisinde. Bunun bi benzeri 1929 yılında konut krizi şeklinde görülmüştü, ekonomiler deflasyonist etki nedeniyle para ithal etmiş ancak ülke gsmh ları geriye gitmekten kurtarılamamıştı. Evet şimdide abd başta olmak üzere birçok batılı ülkede bu sorunla karşşı karşıya. 150 yıllık geçmişi olan bankalar iflaslarını ilan etti kimilerini de devlet yardımları kurtardı.
Peki ülkemiz bu bunalımdan nasıl etkilendi ve ekonomimizi daha neler bekliyor?
en önemli sorunumuz bu durumda piyasaları daralan batılı ülkelere ihracat yapamayarak ithalat-iharacat arasındaki negatif açığın büyümesi.Henüz ülkemizde aşırı bi kriz beklentim yok şu durumda zaten zararımızın batılı ülkeler yanında az olduğu bi gerçek. bu da ülkemizim ybancı yatırımcılar için ne kadar önamli bi ülke olduğunu göstermektedir. Bizimde ülke kazanımlarına katkıda bulunarak bu daralmayı aşmamız gerekli.
Yorum (yok)
Yorum yaz!